Bizimle iletişime geçin

Köşe Yazısı

EŞİTLİK Mİ ADALET Mİ?

Dilek Karacan
Avukat

13.09.2019 / 1183 Görüntüleme

Merhaba değerli okurlar, ben Avukat Dilek Karacan, mesleğimi Korkuteli’de icra etmekteyim.

Adaleti mi istersiniz yoksa eşitliği mi?

Biliyorum cevap vermesi çok zor bir soru. Tabi cevap verirken ilk aklımıza gelen kime göre, neye göre eşitlik veya adalet. Eşitlik ve adalet kavramları, genellikle beraber anıldıkları halde, anlamlarına uygun kullanılmadıkları için sık sık tartışma konusu olan iki kavramdır. Bu nedenle de, eşitlikten bahsedilmesi gereken yerde adaletten, adaletten bahsedilmesi gereken yerde de eşitlikten bahsedildiğine çokça şahit oluruz.

Eşitlik, iki şeyin her yönden denk olması demektir. Adalet ise, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir.  Eşit olan her şey adil değildir veya eşit olmayan her şey adaletsiz değildir.

Örnek verecek olursak, bir tribün düşünün bütün koltuklar eşit ve üç tane çocuk var. Bu koltuklara uzun boylu birisini koyduğumuzda görmekte zorluk çekmez, orta boyda olan birisini koyduğumuzda belki saha kenarındaki engelle aynı boyda olur fakat kısa birini koyduğumuzda hiçbir şey göremez. Burada eşitlik vardır fakat adalet yoktur. Adil olan en kısa olanı en yükseğe en uzun olanı en alçak yere oturtmaktır. 

          Bir avukat olarak en sık karşılaştığımız örnek ise dava sonuçlandığında; suçlu cezasını yüksek bulup kararın adil olmadığını düşünebiliyor. Mağdur ise suçluya verilen cezayı düşük bulup kararın adil olmadığını düşünebiliyor.

Cezanın artırılması, bir taraf için adalet tatminini artırırken diğer taraf için düşürecektir. Optimum nokta tektir ancak vakıanın taraflarını o noktada buluşturmak zordur.Suçlu da mağdur da suçu, başka suçlara verilen cezalarla karşılaştırarak değerlendirme yapacaktır. Bu nedenle adalete vakıa özelinde değerlendirme yaparak ulaşmak yeterli değildir. 

Bu konuyla ilgili olarak, tarihimizde yaşanmış şu gerçek hikaye çok manidardır:

Süleymaniye Camiinin yapımında birçok taş yontma ustası çalışmakta ve Mimar Sinan bu ustalara eşit ücret yerine farklı ücretler takdir etmektedir. Kendilerine bazılarından daha az ücret ödendiğini farkeden ustalar, soluğu sarayda Padişah Kanuni Sultan Süleyman'ın kapısında alırlar ve Mimar Sinan’ı “kendilerine eşit davranmıyor” diye şikâyet ederler. Sultan Süleyman, Mimar Sinan’ı çağırıp “Hayrola mimar, hakkında şikâyet var. İşçilere eşit davranmayıp, adam kayırıyormuşsun, bir kısmına az, bir kısmına çok ücret veriyormuşsun” deyince, Mimar Sinan, "haksızlık değil, bizzat hakkı tahakkuk ettirdiğini" yani adaletli davrandığını söyler. Sultanı da, işçilerin yanına yakın bir çadıra davet eder ve onların nasıl çalıştıklarını görmelerini ister. Padişah gelince de, işçilerin her birinin vurduğu çekiç darbelerini sayar ve işçilere, vurdukları çekiç oranına göre ücret verir. Bu uygulama Padişahın çok hoşuna gider ve Mimar Sinan padişahın takdirine mazhar olur.

Daha bu konuyla ilgili birçok örnek verebiliriz. Tüm bu örneklerde ve nicelerinde de görülen eşitliğin adaleti getirmediğidir. Çünkü hiç birimiz birbirimizin aynısı değiliz o zaman tek bir insan tipi olmalı, herkesin karakteri, yetenekleri, düşünceleri ve birçok özelliğinin aynı olması ve eşit şartlarda olması gerekir ki o halde konu başlığımızın cevabına eşitlik diyebiliriz. Ancak, böyle bir durum söz konusu olmadığı için yazımızın başlığında sormuş olduğumuz eşitlik mi adalet mi? sorusunun yanıtını ADALET olmalı.

Adalet sonsuz bir kavram olduğundan, daha adil olanı bulmak her zaman mümkündür. Adaleti ararken en kolay çözüm yolu, kriterleri baştan belirlemek ve bunlar üzerinde mutabık kalmaktır. Üzerinde hiçbir itirazın kalmadığı bir kural, en adil kuraldır. İşte bu kurala da hukuk denir.